Kimse Kimsenin Duygusal Yükünü Taşımak Zorunda Değil
· Burcu Çetin Şeker
Sizin de böyle bir arkadaşınız var mı? Telefonu açar açmaz derdini anlatmaya başlayan, hayatındaki bütün krizlerin üzerinize yağdığı… Sizi sürekli arar, saatlerce anlatır, ağlar. Siz dinlersiniz, sakinleştirirsiniz, sorununa çözüm bulmaya çalışırsınız.
Ama bir gün siz ona bir şey anlatmaya başladığınızda ya ortadan kayboluverir ya da konuyu bir şekilde yine kendine getirir.
Sorun dert anlatmak değil
"Ne var canım, arkadaşlar birbirine dertlerini anlatamaz mı?" diyebilirsiniz. Elbette anlatabilir. Buradaki sorun arkadaşınızın derdini anlatması değil; ilişkinin karşılıklılığını kaybetmesi.
Bazı arkadaşlıklarda birbirinizin hayatına eşlik edersiniz. Bazılarında ise siz farkına varmadan, tabiri caizse, karşınızdakinin duygusal yükünü taşıyan bir "duygusal çöplük" hâline gelirsiniz.
Bu işaretlere dikkat
- Sizi yalnızca kötü olduğunda, derdini anlatmak için arıyor.
- Siz konuşmaya başladığınızda dinlemiyor, lafı yine kendine getiriyor.
- Bir kez bile "Sen nasılsın, iyi misin?" diye sormuyor.
Bu durumda karşılıklı bir arkadaşlıktan çok, duygusal yükün tek kişinin omzuna bindiği bir ilişkiden söz ediyoruz.
Arkadaşınızın derdini dinlemek başka, onun yükünü taşımak başka.
Sınır koymak sevgisizlik değildir
Bu tür arkadaşlıklar için şunu söylemek istiyorum: Kimse kimsenin duygusal yükünü taşımak zorunda değil. Eğer hep o yükü taşıyan taraftaysanız, buraya bir sınır koymanın zamanı gelmiş olabilir. Sınır koymak arkadaşlığı bitirmek değildir; çoğu zaman onu daha sağlıklı ve gerçekten karşılıklı hâle getirmenin yoludur.
Birinin duygusal yükünü karşılıksız taşıması beklenen tek kişi varsa o da bir psikologdur ve bu işi zaten mesleği olarak yapar.
Hep veren taraf olmaktan yorulduysanız ya da sınır koymakta zorlanıyorsanız, bunu birlikte ele alabiliriz. Bu konuda daha fazla bilgi almak için bana ulaşabilirsiniz. İlişkisel sorunlar sayfamda bu konuda nasıl çalıştığımı da bulabilirsiniz.
Bu yazı, Instagram hesabımda (@psikolog.burcuseker) paylaştığım bir videodan derlenmiştir.
Bu konu size tanıdık geldiyse
Bir ön görüşmeyle ihtiyacınızı birlikte değerlendirebiliriz. Randevu talebiniz kayıt altına alınır, en kısa sürede dönüş yapılır.
Diğer yazılar
Çocukları Sosyal Medyadan Uzak Tutmak mı, Dijital Dünyaya Hazırlamak mı?
15 yaş altına yönelik sosyal medya kısıtlaması, çocukların dijital dünyayla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmemiz için bir fırsat olabilir mi? Gelişimsel ihtiyaçlar, sınırlar ve ebeveyn rehberliği üzerine.
Özgüven Aslında Neyle İlgili? İç Referanslarınızı Bulmak
"Özgüvenim düşük" diyen pek çok kişinin anlattığı aslında aynı şey: başkalarının ne düşüneceğine göre yaşamak. Özgüvenin kendini önceliklendirmekle ve iç referanslarla ilişkisi.
Neden Hep Kolay Olana Uzanıyoruz? Dopamin, Ödül ve Dikkat
Yürüyüşe çıkmak yerine telefonu elimize almamızın sebebi irade eksikliği değil, beynimizin ödülü ne zaman alacağına bakması. Dopaminin, ödül sisteminin ve dikkat eksikliğinin bu hikâyedeki yeri.