İlişki Kurmak mı, Ürün Seçmek mi?
· Burcu Çetin Şeker
Günümüzde ilişki kurmayı neye benzetiyorum biliyor musunuz? Online alışveriş sitelerinde alışveriş yapmaya. Sanki insanları tanımaya çalışmak yerine özelliklerini filtreleyip, karşılaştırıp bize en uygun ürünü bulmaya çalışıyormuşuz gibi değil mi?
Dating uygulamalarında sağa ya da sola kaydırırken karşımızdaki insanı ne kadar tanıyabiliyoruz? Birkaç fotoğraf, birkaç cümle, belki hobiler, meslek bilgisi… Aslında bir insanın bize sunduğu vitrinden hareketle onun hakkında bir karar vermeye çalışıyoruz.
Üstelik etkileşime geçtiğimiz her yeni insan, zihnimizde aynı soruyu uyandırabiliyor: Acaba bundan daha iyisi var mıdır?
Hani bir kazak almaya çıkarsınız, bir mağazada beğendiğiniz bir model olur ama satın almadan önce diğer mağazalara da bakmak istersiniz. Belki daha güzeli, daha uygunu, daha iyisi başka bir yerdedir. İşte modern ilişkilerde de zaman zaman benzer bir arayışın içinde olduğumuzu düşünüyorum.
Peki, insan ilişkileri gerçekten böyle değerlendirilebilir mi?
Seçenek Bolluğu ve “Daha İyisi” Arayışı
Diyelim ki biriyle tanıştınız. İlk buluşma fena geçmedi. Sohbetin bazı bölümlerinde keyif aldınız, bazı anlarda sıkıldınız. Karşınızdaki kişiyle ilgili merak ettiğiniz şeyler var ama içinizde büyük bir heyecan da oluşmadı.
Böyle bir durumda kendimize ne soruyoruz?
“Acaba bundan daha iyisi var mıdır?”
Tam da burada seçenek bolluğunun ilişkiler üzerindeki etkisini düşünmek gerekiyor. Seçenekler arttıkça daha iyi bir tercih yapabileceğimizi düşünebiliriz. Ancak çok fazla seçenek, karar vermeyi kolaylaştırmak yerine zorlaştırabilir. Psikolojide bu durum, seçim paradoksu olarak ele alınır.
Çünkü bir seçeneğe yönelmek, aynı zamanda diğer seçeneklerden vazgeçmek anlamına gelir. Ve vazgeçtiğimiz her seçenek, zihnimizde acaba sorusunu canlı tutabilir.
Özellikle dijital flört kültüründe bir kişiyle tanışırken aynı anda başka insanlarla da tanışma ihtimalinin her zaman mevcut olması, henüz başlamamış bir ilişkinin bile sürekli alternatiflerle karşılaştırılmasına neden olabiliyor.
Böylece karşımızdaki kişiyi tanımaya odaklanmak yerine, onun başka olası seçeneklere kıyasla ne kadar iyi bir tercih olduğunu değerlendirmeye başlayabiliyoruz.
Bir İnsanı Tanımakla Bir Ürünü Değerlendirmek Aynı Şey Değil
Bir ürün satın alırken özelliklerini karşılaştırabilir, kullanıcı yorumlarını okuyabilir ve beklentilerimize ne kadar uygun olduğuna karar verebiliriz.
Ancak bir insanı tanımak böyle bir süreç değil.
Bir insanın nasıl biri olduğunu yalnızca ilk karşılaşmada, birkaç fotoğrafına bakarak ya da kendisini nasıl tanımladığını dinleyerek anlayamayız. Onu farklı durumlarda gözlemlemek, birlikte zaman geçirmek, konuşmak ve karşılıklı deneyimler yaşamak gerekir.
Çünkü güven, samimiyet ve duygusal yakınlık çoğu zaman ilk karşılaşmada ortaya çıkmaz. Bunlar, ilişkinin içinde zamanla gelişen ve karşılıklı olarak inşa edilen süreçlerdir.
İlk buluşmada hissettiğimiz heyecan elbette önemlidir. Ancak heyecanın yoğunluğu, bir ilişkinin potansiyelini tek başına belirlemez.
Bazen bir insanla kurduğumuz yakınlık, onu daha iyi tanıdıkça gelişir. Bazen de ilk anda oldukça etkileyici görünen birinin zaman içerisinde bize uygun olmadığını fark ederiz.
Yani tanımak, yalnızca karşımızdaki kişinin özelliklerini keşfetmek değil; onunla birlikte nasıl hissettiğimizi, nasıl iletişim kurduğumuzu ve aramızda nasıl bir ilişki geliştiğini de anlamaktır.
Gerçekten Uyumsuz muyuz, Yoksa Daha İyisini mi Arıyoruz?
Elbette bu söylediklerim, karşımıza çıkan herkese günlerce, haftalarca şans vermemiz gerektiği anlamına gelmiyor.
Bir ilişkide temel değerlerimizin uyuşmaması, kendimizi güvende hissetmememiz, iletişim kurmakta zorlanmamız ya da ihtiyaçlarımızın karşılanmaması oldukça geçerli ayrılma nedenleri olabilir.
Burada önemli olan, bir ilişkiden vazgeçme kararımızın hangi ihtiyaçtan ve hangi düşünceden kaynaklandığını fark edebilmek.
Şu soruları kendimize sorabiliriz:
- Karşımdaki kişinin gerçekten bana uygun olmadığını mı düşünüyorum?
- Yoksa henüz yeterince tanımadığım biri hakkında hızlıca bir karara mı varıyorum?
- İlişkide aradığım şeyleri biliyor muyum, yoksa sürekli daha iyisini bulabileceğimi mi düşünüyorum?
- Bir ilişkiye zaman tanımakta zorlanıyor muyum?
- İlk heyecanın azalmasını, aramızda bir şeylerin yanlış gittiği şeklinde mi yorumluyorum?
Bazen bir ilişkiden vazgeçmemizin nedeni gerçekten uyumsuzluk olabilir. Bazen de belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmamız, hayal kırıklığı yaşamaktan kaçınmamız ya da daha iyi bir seçenek bulma ihtimalini kaybetmek istemememiz olabilir.
Bu iki durumu birbirinden ayırabilmek önemli.
Kusursuz Bir İlişki mi Arıyoruz, Gerçek Bir Bağ mı Kuruyoruz?
Modern ilişkilerde karşımıza çıkan bir başka mesele de ideal partner beklentisi.
Nasıl görünmeli, nasıl davranmalı, hangi özelliklere sahip olmalı, hangi ilgi alanlarını paylaşmalı? Bazen zihnimizde o kadar ayrıntılı bir partner profili oluşturuyoruz ki karşımıza çıkan gerçek insanları bu profil üzerinden değerlendirmeye başlıyoruz.
Oysa gerçek insanlar, zihnimizde oluşturduğumuz ideal partner tanımlarına her zaman tam olarak uymaz.
Birinin her özelliğini beğenmeyebiliriz. Her konuda aynı düşünmeyebilir, her zaman aynı heyecanı hissetmeyebiliriz. Önemli olan, farklılıkların ilişki içerisinde nasıl karşılandığı, ihtiyaçlarımızın ne kadar duyulduğu ve karşılıklı olarak nasıl bir alan oluşturabildiğimizdir.
Bir ilişkiyi değerli kılan şey, karşımızdaki insanın bütün beklentilerimizi eksiksiz karşılaması değil; iki kişinin birbirini tanımaya, anlamaya ve birlikte bir ilişki inşa etmeye istekli olmasıdır.
Bu noktada mükemmel olanı aramakla bize iyi gelen bir ilişkiyi fark etmek arasındaki farkı düşünmek gerekiyor.
Çünkü sürekli daha iyisini ararken, elimizdeki ilişkinin gelişme ihtimalini de gözden kaçırabiliriz.
Tanışmak Kolaylaştı, Peki Bağ Kurmak da Kolaylaştı mı?
Bugün yeni insanlarla tanışmak hiç olmadığı kadar kolay. Birkaç saniye içerisinde farklı insanlarla iletişime geçebiliyor, farklı profilleri inceleyebiliyor ve yeni tanışma fırsatları yaratabiliyoruz.
Ancak tanışma fırsatlarının artması, duygusal yakınlığın da aynı hızla geliştiği anlamına gelmiyor.
Belki de üzerinde düşünmemiz gereken şey tam olarak bu: Sürekli yeni insanlarla tanışma ihtimalinin olduğu bir dünyada, bir insanı gerçekten tanımaya ne kadar alan açıyoruz?
Bir ilişkiyi yalnızca sunduğu ilk izlenim üzerinden değerlendirmek yerine, o ilişkinin içinde nelerin gelişebileceğini merak edebiliyor muyuz?
Çünkü ilişki kurmak, bir insanın özelliklerini sıralayıp bize ne kadar uygun olduğuna karar vermekten çok daha fazlası. Birbirini tanımayı, karşılıklı merakı, iletişimi, güveni ve zaman içerisinde oluşan bağı içeriyor.
Belki de bazen kendimize sormamız gereken soru, “Daha iyisi var mı?” değil, “Ben gerçekten birini tanımaya ve onunla bağ kurmaya ne kadar alan açıyorum?” olmalı.
Bir sürü seçenek içerisinde, birini gerçekten tanımaya ve onunla bağ kurmaya olan ihtiyacımızı gözden kaçırabiliyoruz.
Peki sizce günümüzde tanışmak mı kolaylaştı, yoksa gerçekten bağ kurmak mı zorlaştı?
Bu konuyla bağlantılı olarak Neden Ghostluyoruz? ve Kaygılı bağlanma mı, yoksa başka bir şey mi? yazılarıma da göz atabilirsiniz.
İlişki kurmakta ya da duygusal bağ kurmakta zorlandığınızı hissettiğiniz bir dönemdeyseniz, bunu birlikte konuşabileceğimiz bir alan olduğunu bilmenizi isterim. İlişkisel sorunlar sayfamda bu konuda nasıl çalıştığımı bulabilirsiniz.
Bu konu size tanıdık geldiyse
Bir ön görüşmeyle ihtiyacınızı birlikte değerlendirebiliriz. Randevu talebiniz kayıt altına alınır, en kısa sürede dönüş yapılır.
Diğer yazılar
Neden Ghostluyoruz? Bir Anda Ortadan Kaybolmanın Psikolojisi
Ghostlamak neden bu kadar yaygın? Ghostlamanın ardındaki olası nedenleri, ghostlanan kişinin yaşadığı belirsizliği ve ilişkilerde açık iletişimin önemini keşfedin.
Kaygılı bağlanma mı, yoksa başka bir şey mi?
İlişkilerde yaşadığımız kaygının ardında ne var? Kendimize bir kavram yakıştırmak yerine kendi hikâyemize kulak vermenin önemi üzerine.
Her Şeyi Kontrol Etmek Kaygıyı Azaltır mı? Belirsizliğe Tahammül Etmeyi Öğrenmek
Kaygıyı çoğu zaman felaket senaryoları sanırız; oysa en çok her şeyi kontrol etmeye çalıştığımızda yaşarız. Kontrol döngüsü, belirsizliğe tahammül ve kaygı yükseldiğinde atılabilecek küçük adımlar üzerine.