Kaygılı bağlanma mı, yoksa başka bir şey mi?
· Burcu Çetin Şeker
Herkesin dilinde bir "kaygılı bağlanma" var son zamanlarda. Danışan geliyor ve "bende kaygılı bağlanma var" diyor. "Peki" diyorum, "siz kendinizde kaygılı bağlanma olduğunu nasıl anladınız?" Genellikle ikili ilişkilerde yaşadığı durumlardan bahsetmeye başlıyor. İşte mesajına geç cevap verdiği zaman çok kaygılanıyor, bazen ondan uzaklaştığını düşünüyor, sürekli "acaba beni seviyor mu" diye emin olmak istiyor.
Ben genellikle şunu soruyorum: mesaj geç geldiği zaman aklınızdan neler geçiyor? "Acaba artık beni istemiyor mu? Bir şey mi yaptım ve benden soğudu mu? Ya beni terk ederse?" Ve bu noktada çok önemli bir şey fark ediyoruz: aslında kişiyi zorlayan şey yaşadığı durum değil, duruma yüklediği anlam.
Kaygının kaynağı tek değil
Elbette buna benzer örnekler yaşıyorsanız bu sadece sizde kaygılı bağlanma olduğu anlamına gelmez. Yani ilişkide kendinizi güvensiz hissetmenin, sevildiğinize dair teyit ihtiyacı duymanın pek çok sebebi olabilir.
Ben burada genellikle şunu merak ederim: yaşadığınız bu kaygı sadece ikili ilişkilerinizde mi ortaya çıkar, yoksa hayatınızın geneline sirayet etmiş bir durum mudur? Yani arkadaş ilişkilerinizde de sürekli sevilmemekten korkar mısınız? Biri sizi önemsediği zaman ona güvensiz mi yaklaşırsınız? Sürekli sevilmemekten, onaylanmamaktan korkar mısınız? Yani bu, hayatınızda ilişkilerinizin çoğunda yaşadığınız bir döngü müdür? Bizim için onu anlamak önemli.
Etiket koymak yeterli değil
Çünkü bazen kendimize bir kavramı yakıştırıyoruz. "İşte bende kaygılı bağlanma var" diyoruz ve yaşadığımız sorunları sadece bu başlık altında irdeleyip kendimize bir etiket koyabiliyoruz.
Yaşadığımız şeye bir kavram olarak bakmak, örneğin buna kaygılı bağlanma adını koymak ne yaşadığımızı anlamlandırma açısından önemli ama sadece kendimizi o kavramla tanımlamaya başladığımızda aslında hikâyemizin bütününü gözden kaçırabiliyoruz.
Kendi hikâyenize kulak verin
Hadi kendinize "kaygılı bağlanman var" dediniz. Bu size ne işe yarıyor? Bunu nasıl yaşıyorsunuz? Nerelerde güvensiz hissediyorsunuz? Hangi ilişkilerde bu daha çok ortaya çıkıyor? Kaygılı hissetmediğiniz zamanlar var mı?
Kendimize bunları sormak aslında daha anlamlı. Çünkü kendimizi anlamak ve farkındalığımızı arttırmak, kendimize sadece bir etiket koymaktan çok daha fazlası aslında. Belki de kendinize sorabileceğiniz en anlamlı soru şu: "Benim için bir ilişkide güvende hissetmek ne demek?"
Bağlanma kavramıyla ilgili daha fazla bilgi için Terapide çocukluğa inmek ve bağlanma kavramı yazıma göz atabilirsiniz.
İlişkilerde yaşadığınız kaygının kökenini anlamak istiyorsanız, bunu birlikte keşfetmek mümkün. Bu konuda daha fazla bilgi almak için bana ulaşabilirsiniz. Bağlanma sorunları sayfamda bu konuda nasıl çalıştığımı da bulabilirsiniz.
Bu yazı, Instagram hesabımda (@psikolog.burcuseker) paylaştığım bir videodan derlenmiştir.
Bu konu size tanıdık geldiyse
Bir ön görüşmeyle ihtiyacınızı birlikte değerlendirebiliriz. Randevu talebiniz kayıt altına alınır, en kısa sürede dönüş yapılır.
Diğer yazılar
Kullanmadığınız eşyalar neden hâlâ evinizde duruyor?
Dağınıklık yalnızca fiziksel bir sorun değil; beyin "bitmemiş iş" olarak algıladığı her nesne zihinsel yük yaratır ve kronik strese yol açar. Bırakmayı zorlaştıran şey ise güvende olma hissini kaybetme korkusu.
Her Şeyi Kontrol Etmek Kaygıyı Azaltır mı? Belirsizliğe Tahammül Etmeyi Öğrenmek
Kaygıyı çoğu zaman felaket senaryoları sanırız; oysa en çok her şeyi kontrol etmeye çalıştığımızda yaşarız. Kontrol döngüsü, belirsizliğe tahammül ve kaygı yükseldiğinde atılabilecek küçük adımlar üzerine.
Anne Olduktan Sonra Bize Ne Oluyor? Anneliğin Yası
Çocuğunuzu çok severken eski hâlinizi özlemek mümkün mü? Anne olmanın getirdiği kimlik değişimi, pek konuşulmayan "anneliğin yası" ve anne olduktan sonra kendimize nasıl alan açabileceğimiz üzerine.