Gündem Hepimizi Yoruyor: Toplumsal Kaygı Çağında Ruh Sağlığını Korumak
· Burcu Çetin Şeker
İnsan, en temelde güvenlik ihtiyacı olan bir varlık. Bir toplum içinde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey kendimizi güvende hissetmek. Bu yüzden toplumda yaşanan olaylar — doğal afetler, adaletsizlikler, ekonomik belirsizlikler — doğrudan bize dokunmasa bile güven duygumuzu zedeler ve hepimizi daha kaygılı bireyler hâline getirir.
Bu kaygı görünmez bir yük gibi günlük hayatımıza sızar: İşimizi yaparken daha gergin oluruz, evde ufak şeylere daha çabuk tepki veririz, çocuğumuzu okula gönderirken içimizde bir tedirginlik taşırız. Birey olarak kendimizi toplumdan bağımsız düşünemeyiz; toplumda olan, bir şekilde içimizde de olur.
Alarmı fazla hassas ayarlanmış bir araba gibiyiz
Pandemi, üst üste gelen toplumsal olaylar, hiç susmayan bildirimler, her felaketin görüntüsünün saniyeler içinde telefonumuza düşmesi… Kaygı ve tükenmişliğin arttığını düşünüyorum ve buna birçok meslektaşımın da katılacağına eminim. Sinir sistemimiz sürekli uyarılmış hâlde geziyoruz. Eski araba alarmlarını bilirsiniz; bazıları o kadar hassas ayarlanırdı ki yanından geçseniz çalardı. Bugün birçoğumuz o alarm gibiyiz: Sürekli tetikte, sürekli bir tehdit algısı içinde.
İyi hissetmek suç değil
Böyle dönemlerde sık gördüğüm bir şey var: İnsanlar ilk iş olarak kendilerine iyi gelen şeyleri hayatlarından çıkarıyor. "Bu kadar acı varken ben nasıl keyif alabilirim?" duygusu, yani iyi hissetmekten suçluluk duymak çok yaygın. Ama kendinize şunu sorun: Bu suçluluk size bir fayda sağlıyor mu? Zor durumda olan insanlara bir faydası var mı? Hayır.
Ben iyi olmazsam çevremdekilere de iyi gelemem; ben iyi olmazsam toplum da iyi olamaz. Bu yüzden kendimizi iyi hissettiren şeylere alan açmak bir lüks değil, bir sorumluluktur. Spor, meditasyon, çocuğunuzla oyun, bir yürüyüş, bir seyahat… Herkesin imkânı ve iyi geleni farklıdır; önemli olan onu hayatta tutmaktır.
Peki ne yapabiliriz?
- Rutinlerinizi koruyun. İşe, okula, evdeki düzene devam etmek zor zamanlarda zihne "hayat devam ediyor" mesajı verir.
- Haber ve sosyal medya detoksu yapın. Haber aldığınız kaynakları sınırlayın. Kendinize şunu sorun: "Şu anda bu kadar çok haberdar olmamın bana ya da herhangi birine faydası var mı?" Cevap hayırsa, kendinizi sakinleştirmek sizin elinizde — çünkü bunu sizin adınıza kimse yapmayacak.
- Kontrol edebildiklerinize odaklanın. Değiştiremeyeceğimiz şeyleri değiştiremeyeceğimizi kabul etmek, vazgeçmek değil olgunluktur. Küresel gündemi tek başımıza değiştiremeyiz; ama günümüzü, uykumuzu, kime ne kadar zaman ayırdığımızı değiştirebiliriz.
- Dayanışmada kalın. Benzer sorunları yaşayan insanların bir araya gelmesi hem değişim yaratır hem de iyileştirir. "Ben yapsam ne olur?" yerine "ben yaparsam, yanımdaki de yaparsa…" diye düşünmek bir kelebek etkisi başlatır — ve topluma karşı sorumluluğunu yerine getiren bir birey olmak, ruh sağlığımıza da iyi gelir.
Ne zaman destek almalı?
Her travmatik olayda bir psikoloğa koşmamız gerekmez. Bir olayın bizi ne kadar etkilediği, ona yüklediğimiz anlamla ilgilidir; bu da çoğu zaman geçmiş yaşantılarımızla şekillenir. Ama şunları fark ediyorsanız — her gün tetikte ve gergin uyanmak, sokağa çıkarken "bugün başıma ne gelecek?" diye düşünmek, tehdit algısının hayatınıza hâkim olması — kaygı düzeyiniz yükselmiş demektir ve bir uzmandan destek almak iyi bir adımdır.
Unutmayın: Bu duyguları bir tek siz yaşamıyorsunuz. Dışarıdan en kaygısız görünen insan bile özünde bir kaygı taşıyor. Yaşadıklarınızı anlamak, bunların normal olduğunu bilmek ve gerektiğinde yardım istemek — hepsi çok insani.
Bu konuları konuştuğumuz söyleşinin tamamını aşağıdan izleyebilirsiniz.
Bu yazı, İnci Sözlük için verdiğim "Neden Sürekli Kaygılıyız?" söyleşisinden derlenmiştir.
Bu konu size tanıdık geldiyse
Bir ön görüşmeyle ihtiyacınızı birlikte değerlendirebiliriz. Randevu talebiniz kayıt altına alınır, en kısa sürede dönüş yapılır.
Diğer yazılar
Çocukları Sosyal Medyadan Uzak Tutmak mı, Dijital Dünyaya Hazırlamak mı?
15 yaş altına yönelik sosyal medya kısıtlaması, çocukların dijital dünyayla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmemiz için bir fırsat olabilir mi? Gelişimsel ihtiyaçlar, sınırlar ve ebeveyn rehberliği üzerine.
Reels Göndermek: "Beni Anla" Demenin Yeni Yolu
Az önce bir arkadaşınıza Reels gönderdiniz mi? Kısa videolarla iletişim kurmamızın altında yatan anlaşılma ve görülme ihtiyacı üzerine.
Mükemmel Tablo Yok: Mükemmeliyetçilik Bizi Nasıl Erteletir?
Bir yıldır asılmayı bekleyen tablolar, aslında hayatımızdaki pek çok ertelemenin hikâyesi. Mükemmel olanı beklerken elimizdekini nasıl kaçırdığımız ve döngüden nasıl çıkabileceğimiz üzerine.