Kriz Bitince Neden Çöküyoruz?
· Burcu Çetin Şeker
Neden bir kriz bittiğinde çöküyoruz? Bunu kendi yaşadığım bir deneyim üzerinden anlatmak istiyorum.
Bir sabah denetimimiz vardı. Denetimden önce halletmem gereken birkaç işi inanılmaz bir hızla bitirdim; o kadar kısa sürede o kadar çok iş çıkardım ki ben bile şaşırdım. Siz de bilirsiniz: Bir işi günlerce, haftalarca erteler, sonunda beş dakikada bitirince "Ben bunu neden bu zamana kadar yapmadım?" diye düşünürsünüz.
Denetim bitti. Ve ben hem bedenen hem zihnen çöktüğümü hissettim.
Beyin bazen enerjiyle değil, stresle çalışır
Beyin ve beden kriz anında tam kapasite çalışırken, kriz bitince neden bir anda kendini bırakıveriyor? Açıklaması aslında basit: Beynimiz her zaman enerjiyle değil, bazen stresle çalışır.
Bir şeyi yetiştirme baskısı, belirsizlik, değerlendirilme hâli, bir sınav ya da bir tehdit algısı bedenimizi hayatta kalma moduna sokar. Daha hızlı düşünür, daha hızlı hareket eder, normalde yapamayacağımız kadar çok işi kısa sürede hallederiz.
Ormandaki aslan
Hayatta kalma modunu şöyle düşünebilirsiniz: Ormanda yürürken karşınıza bir aslan çıkıyor. O an bedeniniz bütün enerjisini sizi hayatta tutmaya harcar. Zihnimiz bir tehdit algıladığında yaşadığımız şey tam olarak budur.
Sonra tehdit ortadan kalkar: Denetim, sınav ya da sunum biter. Bedenimiz de "Artık durabilirsin" der. İşte o zaman şunları yaşarız:
- aşırı yorgunluk ve bedensel ağırlık,
- zihinsel boşluk, hiçbir şey yapmak istememe hâli,
- uyku hâli,
- bazen duyusal ya da duygusal hassasiyet.
Kriz anındaki performansınız, gerçek enerji seviyeniz olmayabilir.
Bu üretkenlik değil, bir savaş
Buna stres altında aşırı işlevsellik diyebiliriz. Sanki üretkenliğimiz artmış gibi hissederiz ama yaşadığımız şey aslında üretkenlik değil; bedenin hayatta kalma modunda verdiği bir savaştır.
Yani kriz geçtikten sonra kendinizi bitkin hissetmeniz ve daha fazla dinlenmeye ihtiyaç duymanız çok normal. Bunu, uzun süre hayatta kalma modunda kalmış bir bedenin sistemi yeniden başlatması ve toparlanması olarak düşünebilirsiniz. Kendinize bu dinlenme alanını tanımak bir tembellik değil, bir ihtiyaçtır.
Sürekli bir “yetiştirme” baskısı altında yaşıyor ve kriz sonrası toparlanmakta zorlanıyorsanız, stres ve kaygıyla baş etmeyi birlikte çalışabiliriz. Bu konuda daha fazla bilgi almak için bana ulaşabilirsiniz. Kaygı bozuklukları sayfamda bu konuda nasıl çalıştığımı da bulabilirsiniz.
Bu yazı, Instagram hesabımda (@psikolog.burcuseker) paylaştığım bir videodan derlenmiştir.
Bu konu size tanıdık geldiyse
Bir ön görüşmeyle ihtiyacınızı birlikte değerlendirebiliriz. Randevu talebiniz kayıt altına alınır, en kısa sürede dönüş yapılır.
Diğer yazılar
Çocukları Sosyal Medyadan Uzak Tutmak mı, Dijital Dünyaya Hazırlamak mı?
15 yaş altına yönelik sosyal medya kısıtlaması, çocukların dijital dünyayla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmemiz için bir fırsat olabilir mi? Gelişimsel ihtiyaçlar, sınırlar ve ebeveyn rehberliği üzerine.
Özgüven Aslında Neyle İlgili? İç Referanslarınızı Bulmak
"Özgüvenim düşük" diyen pek çok kişinin anlattığı aslında aynı şey: başkalarının ne düşüneceğine göre yaşamak. Özgüvenin kendini önceliklendirmekle ve iç referanslarla ilişkisi.
Neden Hep Kolay Olana Uzanıyoruz? Dopamin, Ödül ve Dikkat
Yürüyüşe çıkmak yerine telefonu elimize almamızın sebebi irade eksikliği değil, beynimizin ödülü ne zaman alacağına bakması. Dopaminin, ödül sisteminin ve dikkat eksikliğinin bu hikâyedeki yeri.